DOLAR %
EURO %
ALTIN 6.792,771,32
BITCOIN 3031390-0.6%
Adıyaman
35°

AÇIK

SABAHA KALAN SÜRE

Anahtar Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatih Yalçın: ‘Adıyaman’ın sesi Ankara’da duyulmuyor’  – Videolu Haber
  • Adıyaman Haber Ajansı
  • SİYASET
  • Anahtar Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatih Yalçın: ‘Adıyaman’ın sesi Ankara’da duyulmuyor’ – Videolu Haber

Anahtar Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatih Yalçın: ‘Adıyaman’ın sesi Ankara’da duyulmuyor’ – Videolu Haber

ADIYAMAN (PERRE) - (Berfin GÜRBÜZ) - Anahtar Parti Eğitim Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Fatih Yalçın, "Rotamız Millet" projesi kapsamında geldiği Adıyaman'da basın mensuplarıyla bir araya geldi. Organize Sanayi Bölgesi'nden tarımsal sulamaya, deprem sonrası sorunlardan sosyal konuta, "Terörsüz Türkiye" sürecinden eğitim politikalarına kadar çok sayıda başlıkta değerlendirmelerde bulunan Yalçın, "Adıyaman hem Türkiye'nin dertlerini paylaşan hem de kendine özgü dertleri olan bir şehir. Milletin gerçek sorunlarını sahada dinlemeye geldik" dedi.

ABONE OL
Ağustos 12, 2026 12:31
Anahtar Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatih Yalçın: ‘Adıyaman’ın sesi Ankara’da duyulmuyor’  – Videolu Haber
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Anahtar Parti Eğitim Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Fatih Yalçın, partisinin Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu öncülüğünde yürüttüğü “Rotamız Millet” projesi kapsamında Adıyaman’da çeşitli ziyaret ve temaslarda bulundu.

İki günlük program kapsamında ilk gün Adıyaman merkezde temaslarda bulunan Yalçın, programın ikinci gününde Besni’de saha çalışmalarına devam edeceklerini söyledi. Yalçın, Organize Sanayi Bölgesi ile eğitim camiasına yönelik ziyaretlerin ardından düzenlenen basın toplantısında saha gözlemlerini ve partisinin çözüm önerilerini paylaştı.

Anahtar Parti’nin siyaseti yalnızca Ankara’dan değil, doğrudan sahadan okuyarak yürütmeye çalıştığını belirten Yalçın, “Rotamız Millet” çalışmasının temel amacının vatandaşın sorunlarını yerinde dinlemek, bunları raporlaştırmak ve Türkiye gündemine taşımak olduğunu ifade etti.

‘ADIYAMAN’IN KENDİNE ÖZGÜ DERTLERİ VAR’

Adıyaman’ın ülke genelindeki ekonomik, eğitim ve adalet sorunlarının yanı sıra 6 Şubat depremlerinin ortaya çıkardığı özel problemlerle de mücadele ettiğini belirten Yalçın, saha ziyaretlerinde birçok kesimin aynı sorunları dile getirdiğini söyledi.

Yalçın, “Herkes aslında problemlerin ne olduğunun farkında fakat çözüm üretecek mekanizmadan yoksun bir Adıyaman var. Biz bu sorunları ve çözüm önerilerimizi kamuoyuyla paylaşacağız” dedi.

‘YEREL MEDYA MİLLETİN NEFESİ DURUMUNDA’

Ulusal medyaya da eleştiriler yönelten Yalçın, vatandaşın günlük yaşamda karşılaştığı ekonomik ve sosyal sorunların yeterince gündeme taşınmadığını savundu.

Cumhur İttifakı bileşenlerinin de sahadan uzaklaştığını ileri süren Yalçın, esnafın, emeklinin, öğretmenin, işçinin, işverenin ve gençlerin farklı sorunlarla mücadele ettiğini ifade etti.

Yerel basına özel olarak teşekkür eden Yalçın, “Yerel medya bu anlamda milletin nefesi durumunda. Türkiye’nin gerçek dertlerini kamuoyuyla paylaşan alanlardan biri yerel medyadır. Onların da çok ciddi baskılar ve zor çalışma şartları altında görev yaptıklarını görüyoruz” ifadelerini kullandı.

ADIYAMAN OSB’DE ÜRETİCİLERİN ‘YER’ VE DESTEK SORUNUNU GÜNDEME GETİRDİ

Adıyaman Organize Sanayi Bölgesi’ndeki temaslarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yalçın, üretim yapan firmaların yeni alan bulmakta zorlandığını, buna karşılık üretim gerçekleştirmeyen bazı işletmelerin OSB içerisinde yer tuttuğuna yönelik şikâyetlerle karşılaştıklarını söyledi.

Mevcut ekonomik ortamda üretim ve istihdam sağlamayı sürdüren sanayicilerin özel olarak desteklenmesi gerektiğini belirten Yalçın, üreticilerin kendilerini yeterince desteklenmiş hissetmediklerini ifade etti.

“Bu şartlarda üretim yapan herkesi korumamız gerekiyor” diyen Yalçın, konkordato ve iflasların artmasının yalnızca işletmeleri değil istihdamı ve ülke ekonomisini de tehdit edeceğini savundu.

Türkiye’nin ithalata dayalı yapıdan katma değerli üretime geçmesi gerektiğini kaydeden Yalçın, savunma sanayisine sağlanan teşviklerin benzerlerinin farklı üretim alanlarına da verilmesi gerektiğini söyledi.

‘ADIYAMAN’IN VERİMLİ TOPRAKLARI BİR AN ÖNCE SUYLA BULUŞMALI’

Adıyaman’ın tarımsal sulama sorununa da değinen Yalçın, çevre illerde barajlar sayesinde sulu tarım yapılabilirken Adıyaman’ın verimli topraklarının halen yeterince suyla buluşamadığını ifade etti.

Yapımı devam eden barajların tamamlanma süresi ve ayrılan ödeneklerle ilgili vatandaşlardan ciddi şikâyetler aldıklarını belirten Yalçın, “Adıyaman’ın kalkınmasındaki en öncelikli işlerden biri verimli toprakların suyla buluşturulmasıdır. Bu çok ciddi bir problemdir” dedi.

İŞSİZLİK VAR AMA SANAYİCİ DE İŞÇİ BULAMIYOR

Yalçın, OSB ziyaretlerinde dikkatlerini çeken konulardan birinin de bir tarafta işsizlik şikâyetleri bulunurken diğer tarafta işletmelerin çalıştıracak personel bulmakta güçlük çekmesi olduğunu söyledi.

Bu durumun yalnızca “gençler çalışmak istemiyor” şeklinde açıklanamayacağını ifade eden Yalçın, düşük ücretler karşısında gençlerin bağımsız bir yaşam kuramamasının çalışma motivasyonunu etkilediğini savundu.

Asgari ücretle ev tutmanın, evlenmenin ve bağımsız hayat kurmanın giderek zorlaştığını belirten Yalçın, gençlerin “Çalışsam da kendi hayatımı kuramıyorum” düşüncesine sürüklendiğini söyledi.

Toplum Yararına Programların da iş gücü piyasasındaki denge gözetilerek uygulanması gerektiğini ifade eden Yalçın, özel sektörde çalışan kişilerin geçici kamu programlarına yönelmesinin sanayicinin personel bulmasını zorlaştırabildiğini belirtti.

‘DEPREM SONRASI YAPILANLARA TEŞEKKÜR EDERİZ AMA DEVLET ASIL FELAKETTEN ÖNCE LAZIM’

6 Şubat depremlerinin ardından Adıyaman’da gerçekleştirilen konut çalışmalarını da değerlendiren Yalçın, yıkılan yapıların büyük ölçüde yeniden inşa edilmesini olumlu bulduklarını ifade etti.

Ancak devletin asli görevinin afet meydana geldikten sonra yalnızca yeniden inşa etmek değil, afet öncesinde riskleri belirleyerek can kayıplarını önlemek olduğunu belirten Yalçın, depremden önce bölgedeki yapı ve zemin risklerine ilişkin çok sayıda uyarı bulunduğunu söyledi.

Yalçın, “Yapılan her doğru işe teşekkür ederiz. Güzel binalar yapılmış, yıkılan konutlar hızlı şekilde yenilenmiş. Ama biz öyle bir devlet istiyoruz ki olay olmadan müdahale edebilsin, sorunları önceden görüp çözebilsin” dedi.

Adıyaman’da bazı vatandaşların konut konusunda hak mağduriyeti yaşadıklarını dile getirdiklerini de belirten Yalçın, eğitim açısından bakıldığında derslik sayısının henüz deprem öncesi seviyesine ulaşmadığını ifade etti.

‘BU ŞARTLARDA SOSYAL KONUT, SOSYAL OLMAKTAN ÇIKIYOR’

“Nefes Kredisi” ile sosyal konut projelerini de eleştiren Yalçın, açıklanan programlarla uygulamadaki erişilebilirlik arasında fark bulunduğunu savundu.

Adıyaman’daki sosyal konutlar için yaklaşık 400 bin lira peşinat ve 18 bin liraya yaklaşan aylık ödeme tutarlarından söz edildiğini belirten Yalçın, bu şartların dar gelirli ve emekliler açısından karşılanmasının son derece güç olduğunu söyledi.

Yalçın, “Ben üniversitede çalışan bir profesörüm, ben bile 18 bin lira taksit ödemekte zorlanırım. Bir emeklinin, bir dar gelirli vatandaşın bunu ödemesi mümkün değil. Bu şartlarda sosyal konut, dar gelirliye hitap eden sosyal bir proje olmaktan çıkıyor” ifadelerini kullandı.

Devletin gerekirse vatandaşları malik yapmadan uygun koşullu sosyal kiralık konut üretmesini öneren Yalçın, satış yapılacaksa da ödeme şartlarının dar gelirlinin gerçek ekonomik gücüne göre düzenlenmesi gerektiğini kaydetti.

‘TERÖRSÜZ TÜRKİYE HEDEFİNE EVET, YÖNTEMİNE VE MUHATAPLARINA İTİRAZIMIZ VAR’

“Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Yalçın, Anahtar Parti’nin terörün sona ermesi hedefini desteklediğini ancak yürütülen yönteme ve “Çerçeve Yasa”ya karşı olduğunu söyledi.

“Terörsüz Türkiye’ye sonuna kadar destek veriyoruz ama yürütülen projeye çok ciddi eleştirilerimiz var” diyen Yalçın, terör örgütünün Kürt vatandaşların temsilcisi gibi muhatap alınmasını doğru bulmadıklarını söyledi.

Yalçın, “Biz yöntemine karşıyız, muhataplarına karşıyız. Terör örgütünü muhatap aldığınızda, onu bütün Kürtlerin temsilcisi gibi konumlandırdığınızda bu sorunun çözüme kavuşmasının mümkün olmadığını düşünüyoruz. Devlet örgütle değil kendi vatandaşıyla konuşmalıdır” ifadelerini kullandı.

‘YA REFERANDUM YA ERKEN SEÇİM’

Yalçın, “Çerçeve Yasa” konusunda milletin doğrudan iradesine başvurulması gerektiğini savundu.

İktidarın geçmiş seçimlerde seçmenden bugünkü politikaların tersini savunan söylemlerle oy aldığını ileri süren Yalçın, sürecin devam ettirilmesi için yeni bir toplumsal yetki gerektiğini söyledi.

Yalçın, “Ya referandum yapılmalı ya da erken seçime gidilmeli. Millete çıkıp ne yapmak istediğinizi açıkça anlatın. Millet size bunun için yetki verirse o zaman bizim söyleyecek bir şeyimiz kalmaz” dedi.

‘ENDİŞELERİMİZDE HAKLI ÇIKMAK İSTEMİYORUZ’

Önceki çözüm sürecini hatırlatan Yalçın, geçmişte yaşananların yeni süreç konusunda kendilerinde ciddi kaygılar oluşturduğunu söyledi.

Anahtar Parti’nin kaygılarında haklı çıkmayı istemediğini özellikle belirten Yalçın, “Bize anlatıldığı şekliyle gerçekten terör sona ererse bundan üzülmeyiz, memnun oluruz. Genel Başkanımız Sayın Yavuz Ağıralioğlu’nun da söylediği gibi, inşallah biz mahcup oluruz. Fakat geçmişte yaşananlardan dolayı endişelerimizi dile getirmek zorundayız” değerlendirmesinde bulundu.

Yalçın, kanun kapsamında binlerce örgüt mensubunun toplumsal yaşama dönmesine ilişkin tartışmaların da özellikle bölgede yaşayan vatandaşların güvenlik ve adalet algısı bakımından dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini savundu.

BÖLGESEL GELİŞMELERE İLİŞKİN ‘GÜVENLİK’ UYARISI

Ortadoğu’daki gelişmeler hakkında da değerlendirmelerde bulunan Yalçın, Suriye, Irak ve İran’daki gelişmelerle Türkiye’de yürütülen sürecin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini savundu.

Yalçın, bölgede ulus devletlerin zayıflatılmasını amaçlayan uluslararası projeler bulunduğunu ileri sürerek, Türkiye’nin üniter yapısı ve sınır güvenliği konusunda son derece dikkatli hareket etmesi gerektiğini söyledi.

ABD’nin bölge politikaları ve Tom Barrack’ın açıklamalarına da değinen Yalçın, yürütülen sürecin daha geniş çaplı bölgesel projelerle bağlantılı olabileceğine yönelik endişelerini dile getirdi. Bunların Anahtar Parti’nin siyasi değerlendirmeleri olduğunu belirten Yalçın, Türkiye açısından esas “beka” meselesinin bölgedeki devlet yapılarının parçalanması ve sınırların istikrarsızlaşması olduğunu savundu.

Yalçın ayrıca konuşmasında “Mekke Anlaşması” olarak nitelendirdiği Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye arasındaki düzenlemeye ilişkin de eleştiriler yönelterek, Türkiye’nin gelecekte bölgesel bir çatışmanın tarafı haline getirilme ihtimaline karşı temkinli olunması gerektiğini ifade etti.

AK PARTİ’YE 25 YILLIK İKTİDAR ELEŞTİRİSİ

AK Parti iktidarının performansına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Yalçın, iktidarın ilk döneminde ekonomide bir rahatlama yaşandığını ancak sonraki yıllarda ekonomik kriz, yüksek enflasyon ve alım gücü kaybının kalıcı hale geldiğini savundu.

Türkiye’nin uzun süredir yüksek enflasyonla mücadele ettiğini belirten Yalçın, hükümeti sorunları ortaya çıkardıktan sonra kısmen düzeltip bunu başarı olarak sunmakla eleştirdi.

Geçmiş çözüm süreci ve FETÖ yapılanması konusunda da hükümetin kendi hatalarıyla yeterince hesaplaşmadığını savunan Yalçın, AK Parti’nin geçmişte sahip olduğu yüksek toplumsal desteği doğru değerlendiremediğini ileri sürdü.

Anahtar Parti’nin sahadaki desteğinin kamuoyu araştırmalarında görülenden daha yüksek olduğunu iddia eden Yalçın, vatandaşların siyasi görüşlerini açıklamakta çekindiğini ve ülkede bir “korku iklimi” bulunduğunu savundu.

Yalçın, partisinin seçim barajı konusunda sorun yaşayacağını düşünmediğini ancak seçim dönemindeki siyasi konjonktürün sonucu belirleyeceğini söyledi.

YALÇIN, ANAHTAR PARTİ’NİN EĞİTİM MODELİNİ ANLATTI

Anahtar Parti Eğitim Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Fatih Yalçın, basın toplantısının önemli bir bölümünü partinin eğitim politikalarına ayırdı.

Anahtar Parti’nin eğitim politikasının merkezine “fırsat eşitliğini” yerleştirdiğini belirten Yalçın, devletin temel görevlerinden birinin ekonomik ve sosyal koşulları farklı çocuklara eşit eğitim imkânı sunmak olduğunu söyledi.

Mevcut sistemde okulun ve diplomanın değer kaybettiğini, eğitimin büyük ölçüde sınav başarısına indirgendiğini savunan Yalçın, eğitim sisteminin Türkiye’nin üretim ve istihdam politikalarıyla birlikte yeniden tasarlanması gerektiğini ifade etti.

‘HERKESİ ÜNİVERSİTEYE GÖNDEREN SİSTEM DOĞRU DEĞİL’

Üniversite mezunu işsizliğinin önemli bir sorun olduğunu ifade eden Yalçın, mesleki eğitim ile akademik eğitimin ülkenin gerçek insan kaynağı ihtiyacına göre planlanması gerektiğini söyledi.

Türkiye’nin katma değerli üretime geçebilmesi için yalnızca ara eleman değil, mühendislik ve yüksek nitelikli insan kaynağının da planlı şekilde yetiştirilmesi gerektiğini belirten Yalçın, eğitim ile ekonomi politikalarının birbirinden bağımsız düşünülemeyeceğini kaydetti.

‘YAPAY ZEKÂ BİLENLERLE BİLMEYENLER ARASINDAKİ FARK AÇILACAK’

Yapay zekânın eğitim sistemine entegrasyonuna ilişkin görüşlerini de paylaşan Yalçın, yapay zekânın yalnızca bağımsız bir meslek alanı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti.

Yalçın, “Yapay zekâ bazı meslekleri zayıflatabilir ancak asıl fark, yapay zekâyı bilenlerle bilmeyenler arasında oluşacak. Öğretmen de mühendis de işçi de kendi alanında yapay zekâyı kullanabilmeli. Milli eğitim ve akademi de buna göre hazırlanmalıdır” değerlendirmesinde bulundu.

OKUL ÖNCESİ EĞİTİM 3 YAŞA KADAR İNDİRİLECEK

Anahtar Parti’nin üzerinde çalıştığı projelerden birinin okul öncesi eğitimin 3 yaşına kadar indirilmesi olduğunu açıklayan Yalçın, erken çocukluk döneminin fırsat eşitliği açısından kritik olduğunu söyledi.

Çocukların 6 yaşına kadar ailelerinin ekonomik, sosyal ve eğitim koşullarına bağımlı kaldığını belirten Yalçın, okul öncesi eğitimin yaygınlaştırılmasının dezavantajların daha erken yaşta azaltılmasına katkı sağlayacağını ifade etti.

İLKOKUL, ORTAOKUL VE LİSEDE BİR ÖĞÜN ÜCRETSİZ YEMEK

Yalçın, iktidara gelmeleri halinde ilk, orta ve lise öğrencilerine günde bir öğün ücretsiz yemek verilmesini planladıklarını açıkladı.

Yoksulluğun arttığı ekonomik koşullarda dengeli beslenmenin çocukların hem fiziksel hem de zihinsel gelişimi açısından önem taşıdığını belirten Yalçın, ücretsiz okul yemeğinin aynı zamanda ailelerin ekonomik yükünü, ulaşım sorunlarını ve çocukların sağlıksız beslenme riskini azaltacağını kaydetti.

HER ÖĞRENCİYE BİR ‘DANIŞMAN’

Anahtar Parti’nin bir diğer eğitim önerisinin her öğrenciye eğitim hayatını takip edecek bir danışman atanması olduğunu açıklayan Yalçın, sistemin çocuğun yeteneğini erken yaşta keşfetmesini amaçladığını söyledi.

Danışmanın aile ve okul ile birlikte öğrencinin eğitim kariyerini planlamasını öngördüklerini belirten Yalçın, çocukların yalnızca aile veya çevre baskısıyla yeteneklerinden uzak alanlara yönlendirilmesinin önüne geçmek istediklerini ifade etti.

SINAV SİSTEMİ TEK SINAV YERİNE SÜRECE YAYILACAK

Mevcut sınav sisteminin öğrenciler üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu savunan Yalçın, tek veya birkaç sınava dayanan değerlendirme yerine öğrencinin yıllara yayılan gelişimini ölçen bir sisteme geçilmesi gerektiğini söyledi.

Yapay zekânın bu tür uzun süreli ve ölçülebilir değerlendirme sistemlerini daha uygulanabilir hale getirdiğini ifade eden Yalçın, okulun yeniden eğitim sisteminin merkezine alınmasının amaçlandığını kaydetti.

‘EĞİTİM SİYASİ İKTİDARLARA GÖRE DEĞİŞMEMELİ’

Eğitim politikalarının hükümetlere göre sürekli değişmesini eleştiren Yalçın, Türkiye’nin uzun vadeli ve devlet politikası niteliğinde bir eğitim modeline ihtiyacı olduğunu belirtti.

Eğitim politikalarının akademisyen, pedagog, öğretmen, yönetici ve diğer paydaşların temsil edildiği bağımsız ve uzman bir yapı tarafından belirlenmesini öneren Yalçın, Milli Eğitim Bakanlığının ise bu politikaların uygulayıcısı haline getirilmesi gerektiğini ifade etti.

‘İKİLİ EĞİTİM TAMAMEN KALDIRILMALI’

Adıyaman’da deprem nedeniyle derslik sayısında yaşanan kaybın ikili öğretimi artırdığına dikkat çeken Yalçın, ikili eğitimin öğrenciler ve kent yaşamı açısından sürdürülebilir olmadığını söyledi.

Derslik sayısının artırılarak ikili öğretimin tamamen sona erdirilmesi gerektiğini belirten Yalçın, özellikle büyükşehirler ile deprem bölgesinde bu konuda ciddi ihtiyaç bulunduğunu ifade etti.

KALICI YAZ SAATİ UYGULAMASINA TEPKİ: ‘ESKİ SİSTEME DÖNÜLMELİ’

Yalçın, kalıcı yaz saati uygulamasına da karşı olduklarını açıkladı.

Özellikle Türkiye’nin batısında çocukların karanlıkta okula gitmek zorunda kaldığını belirten Yalçın, uygulamanın çocukların güvenliği ve psikolojik sağlığı açısından sorun oluşturduğunu savundu.

Enerji tasarrufu sağladığı yönündeki gerekçenin de kendilerini ikna etmediğini söyleyen Yalçın, eski yaz-kış saati uygulamasına geri dönülmesi gerektiğini ifade etti.

Anahtar Parti’nin eğitim alanındaki çalışmalarının sürdüğünü belirten Prof. Dr. Fatih Yalçın, fırsat eşitliği, okul öncesi eğitim, beslenme, öğrenci danışmanlığı, yeni ölçme-değerlendirme sistemi, yapay zekâ ve eğitim yönetimi başlıklarını içeren kapsamlı eğitim vizyon belgesinin yaklaşık iki ay içerisinde kamuoyuna açıklanacağını bildirdi.

Kaynak : PERRE

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP
300x250r
300x250r

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.