KESK Yürütme Kurulu tarafından yapılan yazılı açıklamada, yasanın “çatışmasızlık ve Kürt meselesinin çözümüne ilişkin ilk kez yasal bir düzenleme yapılmış olması” bakımından önemli olduğu belirtilirken, “Ancak bu yasa Kürt sorununun çözüm yasası değildir. Hele ki Türkiye’nin demokratikleşme yasası hiç değildir” denildi.
KESK: SİLAHLARIN SUSMASININ ÖNEMİ TARTIŞMASIZDIR
KESK’in açıklamasında şu ifadelere yer verildi:
“On yıllardır süren çatışmalı ortamda yaşamını yitirenlerin, evlatlarını kaybeden ailelerin, yerinden edilenlerin, yaşamlarının önemli bir bölümünü cezaevlerinde ve sürgünde geçirenlerin, savaş politikalarının ekonomik ve toplumsal sonuçlarını taşıyan milyonların bulunduğu bir ülkede silahların susmasının önemi tartışmasızdır.”
Açıklamada, yasayla çatışmasızlığın yasal bir zemine kavuşturulmak istenmesinin önemli olduğu belirtilirken, düzenlemenin Kürt sorununun tarihsel, siyasal, toplumsal ve kültürel nedenlerine ilişkin bütünlüklü bir yaklaşım ortaya koymadığı ifade edildi.
KESK açıklamasında, “Yerel demokrasi, anadil hakkı, düşünce ve ifade özgürlüğü ile örgütlenme özgürlüğü gibi temel başlıklarda kapsamlı bir düzenleme getirmemektedir” denildi.
DEMOKRATİKLEŞME SONUCU ÇIKARMAK MÜMKÜN DEĞİLDİR
Yasanın Türkiye’nin demokrasi ve hukuk sorunlarının çözümüne ilişkin yeterli güvence sunmadığını savunan KESK, açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Siyasetçiler, gazeteciler, sendikacılar, öğrenciler ve hak savunucuları üzerindeki yargı baskısını ortadan kaldıracak herhangi bir demokratikleşme düzenlemesi bulunmamaktadır. Aynı şekilde KHK’lerle hukuksuz biçimde kamu görevinden çıkarılan binlerce kamu emekçisinin yaşadığı adaletsizlik de giderilmemektedir. Bütün bunlar olduğu yerde dururken, yalnızca çatışmanın bir boyutunu düzenleyen bir yasadan kendiliğinden bir ‘demokratikleşme’ sonucu çıkarmak mümkün değildir. Kaldı ki yasa gerekçesinde de böyle bir iddia bulunmamaktadır.”
KESK: ÖRGÜTSÜZ BIRAKILAN EMEKÇİLER KAYBETMİŞTİR
Çatışmalı ortamın emekçiler açısından karşılığının “kutuplaşma ve örgütsüzlük” olduğunu belirten KESK, şu değerlendirmede bulundu:
“Yıllardır çatışmalarda kaybettiklerimizin büyük çoğunluğunun yoksul emekçi halkların çocukları olduğuna dikkat çektik. Bu süreçte yoksul hanelere yeni acıların düşmüyor olması, emekçiler ve halklarımız açısından sürecin en önemli kazanımıdır.”
Açıklamada, çatışmalı dönemlerin toplumsal ayrışmayı ve kutuplaşmayı derinleştirdiği belirtilerek şu ifadelere yer verildi:
“Aynı işyerinde, aynı koşullarda çalışan ve aynı sömürü düzeninin sonuçlarını yaşayan emekçilerin ortak hak ve çıkarları etrafında buluşması zorlaşmış; kutuplaştırıcı politikalar zemin bulmuş, sınıf dayanışmasını zayıflatmıştır. Sonuç olarak örgütsüz bırakılan emekçiler kaybetmiştir.”
ÇATIŞMASIZLIĞIN EKONOMİK VE SİYASAL SORUNLARI KENDİLİĞİNDEN ÇÖZMEYECEĞİ SAVUNULDU
KESK açıklamasında, çatışmaların sona ermesinin demokrasi ve emek alanındaki sorunları kendiliğinden ortadan kaldırmayacağı belirtilerek şöyle denildi:
“Mevcut ekonomik ve siyasal düzen değişmediği sürece kapitalist sömürü çarkları işlemeye; işsizlik, güvencesizlik, kamudaki mülakat adaletsizliği, liyakatsizlik ve siyasi kadrolaşma devam edecektir.”
Buna karşın çatışmasızlık ortamının emekçilerin ortak mücadele zeminlerini güçlendirebileceği belirtilen açıklamada şu görüş dile getirildi:
“Kutuplaşmanın gerilemesi, emekçilerin ortak sorunlarını ve sınıfsal çıkarlarını daha görünür hale getirebilir; birlikte örgütlenmenin ve mücadele etmenin koşullarını güçlendirebilecektir.”
KESK: KAYNAKLARIN HALKIN İHTİYAÇLARINA AYRILMASINI SAĞLAYACAK OLAN EMEKÇİLERİN MÜCADELESİDİR
Savaş ve güvenlik politikalarına ayrılan kamu kaynaklarının ekonomik etkilerine değinilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
“Silaha ve çatışmaya ayrılan kaynakların AKP iktidarı tarafından kendiliğinden eğitime, sağlığa, sosyal güvenliğe, istihdama ve nitelikli kamu hizmetlerine aktarılacağını düşünmek gerçekçi değildir.”
KESK, açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Bu kaynakların sermayenin ihtiyaçlarına değil halkın ihtiyaçlarına, kamusal hizmetlere ve emekçilere ayrılmasını sağlayacak olan yine emekçilerin örgütlü ve kararlı mücadelesidir.”
BARIŞ İHTİMALİNE SIRT ÇEVİRMEK DEĞİL, EMEK VE DEMOKRASİ MÜCADELESİNİ BÜYÜTMEK
KESK, iktidarın demokrasi politikalarına ilişkin eleştirilerine de açıklamasında yer verdi.
Açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
“Yargının siyasallaştırılmasından kayyım politikalarına, laik ve seküler yaşam tarzına yönelik müdahalelerden grev yasaklarına ve sendikal baskılara, KHK rejiminden düşünce, ifade, toplantı ve gösteri özgürlüğünün sınırlandırılmasına kadar uzanan antidemokratik uygulamalar önümüzde durmaktadır.”
İktidarın süreci kendi siyasi geleceğini güvence altına almak, toplumsal muhalefeti parçalamak, yeni ittifak dengeleri oluşturmak ya da mevcut rejimi güçlendirmek amacıyla kullanabileceğine ilişkin kaygıların anlaşılır olduğu belirtilen açıklamada şöyle denildi:
“Ancak buradan çıkarılması gereken sonuç, barış ihtimaline sırt çevirmek değil, oluşabilecek zeminin emek ve demokrasi mücadelesini büyütme fırsatına dönüştürmektir. Esas olan, barışı iktidarın tasarrufundan çıkarıp toplumun meselesi haline getirmek; barış mücadelesini demokrasi, emek, eşitlik ve özgürlük mücadelesiyle birlikte büyütmektir.”
KESK TALEPLERİNİ SIRALADI
KESK, TBMM’de süreç kapsamında oluşturulan komisyonun çalışmaları doğrultusunda tüm iş kollarından ve örgütün tabanından gelen görüş ve önerileri bir araya getirerek kapsamlı bir rapor hazırladığını ve kamuoyuyla paylaştığını bildirdi.
Açıklamada şöyle denildi:
“Kalıcı ve toplumsal bir barışın nasıl tesis edilebileceğine ilişkin eleştirilerimizi ve her biri hayati öneme sahip önerilerimizi içeren bu raporun temel yaklaşımının bugün de arkasındayız.”
KESK, açıklamasında taleplerini şu ifadelerle sıraladı:
“Kayyım rejiminin sona erdirilmesi; AYM ve AİHM kararlarının eksiksiz uygulanması; düşünce, ifade, basın, toplantı, gösteri ve örgütlenme özgürlüklerinin güvence altına alınması; KHK’lerle ihraç edilen kamu emekçilerinin uğradığı hukuksuzlukların giderilmesi; demokratik siyasetin önündeki engellerin kaldırılması; eşit yurttaşlık ve yerel demokrasinin güçlendirilmesi; kadınların eşit ve özgür yaşamının güvence altına alınması; sendikal hak ve özgürlüklerin uluslararası normlara uygun hale getirilmesi başlıklarında düzenlemeler olmadan emekçiler barışın gerçek kazanımlarını gündelik yaşamlarında hissedemeyeceklerdir. Bunu sağlayacak esas güç ise emekçiler, halklar, kadınlar ve ortak mücadelemizdir. Emek, demokrasi ve barış mücadelemizi birlikte ve kararlılıkla sürdüreceğiz.”
Kaynak : PERRE
ASAYİŞ
14 Ağustos 2026UNCATEGORİZED
14 Ağustos 2026UNCATEGORİZED
14 Ağustos 2026FOTO GALERİ
14 Ağustos 2026UNCATEGORİZED
14 Ağustos 2026ASAYİŞ
14 Ağustos 2026GÜNCEL
14 Ağustos 2026
1
Kurban Bayramı tatili 9 güne çıkarıldı
4149 kez okundu
2
İbrahim Ertaş: ‘Enflasyon maaş artışlarını aştı’
3240 kez okundu
4
Gölbaşı’nda ‘Ev Yapımı Fizik Deneyleri’ etkinliği
3181 kez okundu
5
Engin Doğan: ‘Bir çocuğun kaybı tüm toplumun acısıdır’
3169 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.