Anahtar Parti Besni İlçe Başkanı Ahmet Tevfik Dayan, tarım sektöründe artan borçluluk, üretim maliyetleri ve çiftçinin ürün fiyatının belirlenmesinde söz sahibi olamamasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Gıdaya erişimin toplumun tamamını ilgilendiren temel bir mesele olduğunu belirten Dayan, tarım politikalarının yalnızca çiftçinin gelir problemi olarak görülemeyeceğini, üreticinin ayakta kalmasının Türkiye’nin gıda güvenliği açısından da önem taşıdığını ifade etti.
DAYAN: ÇİFTÇİNİN BORCU 275 KAT, DESTEKLER 54 KAT ARTTI
2004 yılında çiftçilerin bankalara olan tarımsal kredi borcunun 5,3 milyar TL düzeyinde bulunduğunu belirten Dayan, Haziran 2026 itibarıyla borcun 1 trilyon 459 milyar TL’ye ulaştığını söyledi.
Aynı dönemde tarımsal desteklerin 3,1 milyar TL’den 167,6 milyar TL’ye çıktığını kaydeden Dayan, şu değerlendirmede bulundu:
“Rakamlar tarımdaki sorunun boyutunu tek başına anlatıyor. 2004’ten bugüne çiftçinin banka borcu yaklaşık 275 kat artarken tarımsal destekler yaklaşık 54 kat arttı. 2004 yılında çiftçinin banka borcu verilen desteğin 1,7 katıydı. Bugün bu oran 8,7 kata çıkmış durumda.
Bu tablo bize çiftçinin destekle değil, borçla üretmeye zorlandığını gösteriyor. Çiftçi perişan. Hem de üretmediği için değil, üreterek perişan.”
TAKİPTEKİ TARIM KREDİLERİ BİR YILDA 25,5 MİLYAR TL’YE YÜKSELDİ
Takipteki tarım kredilerinin de bir yıl içinde 7,7 milyar TL’den 25,5 milyar TL’ye yükseldiğine dikkat çeken Dayan, üreticinin traktörü, tarlası ve diğer varlıklarının borç baskısıyla karşı karşıya kaldığını savundu.
Dayan, şunları söyledi:
“Çiftçi tarlasını sürmek için kredi kullanıyor, mazotu krediyle alıyor, gübreyi borçla alıyor, hasada kadar tekrar borçlanıyor. Ürününü sattığı zaman ise çoğu kez elinde yeni üretim dönemini finanse edecek para kalmıyor.
Tarımın finansman modeli yüksek faizli kredi kullanmaya dayandırılamaz. Çiftçi faiz yükünün altında ezilmeden, alın terinin karşılığını alarak üretimini sürdürebilmelidir.”
DAYAN: ÇİFTÇİ GİRDİ FİYATINI DA ÜRÜNÜNÜN FİYATINI DA BELİRLEYEMİYOR
Mazot, gübre, tohum, fide, elektrik, sulama ve kredi faizlerinin fiyatını çiftçinin belirlemediğini ifade eden Dayan, üreticinin yetiştirdiği ürünün satış fiyatında da yeterli söz hakkına sahip olmadığını söyledi.
Dayan, “Çiftçi üretimin başından sonuna kadar başkalarının belirlediği fiyatlarla karşı karşıya. Mazotu kaça alacağını belirleyemiyor, gübreyi belirleyemiyor, elektriği belirleyemiyor, kredi faizini belirleyemiyor. Hasat geliyor, bu defa ürettiği malın fiyatını da kendisi belirleyemiyor. Böyle bir denklemde çiftçinin kazanması mümkün değildir” dedi.
ÜRETİM PLANLAMASI ÇİFTÇİYLE BİRLİKTE YAPILMALI
Sözleşmeli tarım sisteminin de üreticiyi koruyacak biçimde yeniden ele alınması gerektiğini savunan Dayan, çiftçi örgütlerinin fiyat ve üretim planlaması süreçlerinde daha etkin olması gerektiğini belirtti.
Dayan, şu ifadeleri kullandı:
“Masaya çiftçi yalnız oturuyor. Karşısında finansman gücü olan tüccar, sanayici veya şirket bulunuyor. Çiftçinin örgütü, hukuk desteği ve güçlü kamusal güvencesi aynı masada yoksa orada eşit bir sözleşmeden bahsedilemez.
Üretim planlaması çiftçi örgütleriyle birlikte yapılmalı. Stratejik ürünlerde üretim maliyetini gözeten taban fiyat ve gerektiğinde kamusal alım güvencesi oluşturulmalıdır.”
DAYAN: ÜRÜN DALINDA KALIRKEN ÇİFTÇİNİN BORCU BÜYÜYOR
Türkiye’nin farklı bölgelerinde üreticilerin maliyetin altında fiyatlarla karşı karşıya kaldığını belirten Dayan, şeftaliden üzüm ve kayısıya kadar birçok üründe üreticinin benzer sorunlar yaşadığını söyledi.
Bursa’da sanayilik şeftalinin kilogram maliyetinin 20-25 TL düzeyine ulaşmasına rağmen 5 TL’ye kadar fiyatların gündeme geldiğini, Mersin’de yaklaşık 15 TL maliyeti bulunan ürün için yine 5 TL civarında fiyatların konuşulduğunu belirten Dayan, üreticinin bu koşullarda ürünü toplasa da dalında bıraksa da zarar ettiğini ifade etti.
Dayan, “Bir meyve bahçesi bir yılda kurulmaz. Çiftçi fidanını dikiyor, yıllarca bakım yapıyor, ürün bekliyor. Hasat zamanı geldiğinde maliyetinin altında fiyatla karşılaşırsa yılların emeği bir anda yok oluyor. Üretim yapan insanın cezalandırıldığı bir tarım düzeni sürdürülemez” dedi.
MALATYA’DAKİ KAYISI ÜRETİCİLERİ İÇİN DESTEK ÇAĞRISI
Malatya’da yaşanan sağanak ve sel nedeniyle kayısı üreticilerinin uğradığı zarara da değinen Dayan, açıklanan bilgilere göre 168 çiftçinin afetten etkilendiğini, yüzlerce ton kurutulmak üzere serilen kayısının zarar gördüğünü belirtti.
Dayan, zarar tespitinin hızla tamamlanarak üreticinin gerçek kaybının karşılanması gerektiğini ifade ederek, “Afet yaşayan çiftçiye yalnızca faizli borç ertelemesi sunmak çözüm değildir. Üretici zaten borçlu. Kaybın doğrudan karşılanması, karşılıksız destek mekanizmalarının devreye alınması ve borçların faizsiz şekilde yeniden yapılandırılması gerekir” dedi.
KURU ÜZÜMDE ÜRETİCİ FİYAT BEKLİYOR
Çekirdeksiz kuru üzüm üreticilerinin de yeni sezon öncesinde fiyat belirsizliği yaşadığını belirten Dayan, üretim maliyetlerinin dikkate alınarak TMO’nun piyasayı düzenleyici bir fiyat açıklaması gerektiğini söyledi.
Dayan, “Üretici ürününü hasat ettikten sonra fiyat açıklanmasını beklerse pazarlık gücünü kaybeder. Kamu, çiftçiyi tüccarın karşısında yalnız bırakmamalıdır. Üreticinin maliyeti, emeği ve yaşamını sürdürebileceği gelir dikkate alınarak taban fiyat politikası oluşturulmalıdır” ifadelerini kullandı.
ZEYTİNYAĞINDA DIŞ TİCARET POLİTİKASINA ELEŞTİRİ
ABD’nin Türkiye’den ithal edilen zeytin ve zeytinyağına yüzde 12,5 oranında ek gümrük vergisi getirmesinin üretici ve ihracatçı açısından yeni bir baskı oluşturduğunu belirten Dayan, Türkiye’nin kendi üreticisini koruyan bir dış ticaret politikası izlemesi gerektiğini söyledi.
Dayan, şöyle konuştu:
“Dünyanın büyük ekonomileri kendi çiftçisini ve sanayicisini korumak için gerektiğinde gümrük duvarlarını yükseltiyor. Türkiye ise iç piyasada fiyat yükseldiğinde ilk çözümü ithalatta vergiyi düşürmekte aramamalıdır.
Kendi üreticimizi korumazsak üretimi kaybederiz. Üretimi kaybettiğimiz gün dışarıdan gelecek ürünün fiyatını da biz belirleyemeyiz.”
Zeytinyağında markalaşma ve katma değerli ihracatın artırılması gerektiğini ifade eden Dayan, ürünlerin düşük katma değerle dökme olarak ihraç edilmesi yerine üreticinin ihracat gelirinden daha yüksek pay almasını sağlayacak politikalar geliştirilmesi gerektiğini kaydetti.
DAYAN: BESNİ’DEKİ ÇİFTÇİNİN SORUNU DA TÜRKİYE’DEKİ ÇİFTÇİNİN SORUNUNDAN AYRI DEĞİL
Türkiye genelindeki tablonun Adıyaman ve Besni’deki üreticiler açısından da yakından takip edilmesi gerektiğini belirten Dayan, tarımsal üretimin sürdürülebilir hale getirilmesinin kırsal nüfusun korunması açısından önem taşıdığını ifade etti.
Dayan, “Besni’deki üreticimizin derdi Türkiye’nin başka bir ilindeki çiftçinin derdinden farklı değildir. Girdi pahalı, finansman pahalı, üretici ürününün fiyatında yeterince söz sahibi değil. Gençlerin tarımdan uzaklaşmasının en önemli nedenlerinden biri de geleceğini tarımda görememesidir” dedi.
DAYAN: TARIM BANKA KREDİLERİ VE İTHALATLA AYAKTA TUTULAMAZ
Tarım sektörünün güçlü üretici örgütleri, yeterli destek, üretim planlaması, taban fiyat ve alım garantileriyle desteklenmesi gerektiğini ifade eden Dayan, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Bu ülkenin çiftçisi yazın sıcağında, kışın soğuğunda çalışıyor. Toprağını ekiyor, risk alıyor, borçlanıyor ve soframızdaki ekmeği üretiyor. Buna rağmen üretici sürekli borçlanarak ayakta kalmaya çalışıyorsa tarım politikasında ciddi bir sorun var demektir.
Tarım faizli banka kredileriyle ve sürekli ithalat kapısını açarak ayakta tutulamaz. Üretim planlamasını çiftçiyle birlikte yapacağız, girdileri makul seviyeye indireceğiz, üreticinin ürününü maliyetinin altında satmasını önleyeceğiz ve güçlü üretici örgütlerini yeniden sistemin merkezine koyacağız.
Çiftçiyi yaşatmadan tarımı, tarımı yaşatmadan da Türkiye’nin gıda güvenliğini koruyamayız.”
Kaynak : PERRE
UNCATEGORİZED
8 saat önceASAYİŞ
21 Ağustos 2026UNCATEGORİZED
21 Ağustos 2026UNCATEGORİZED
21 Ağustos 2026FOTO GALERİ
21 Ağustos 2026UNCATEGORİZED
21 Ağustos 2026ASAYİŞ
21 Ağustos 2026
1
Kurban Bayramı tatili 9 güne çıkarıldı
4157 kez okundu
2
İbrahim Ertaş: ‘Enflasyon maaş artışlarını aştı’
3250 kez okundu
4
Gölbaşı’nda ‘Ev Yapımı Fizik Deneyleri’ etkinliği
3185 kez okundu
5
Engin Doğan: ‘Bir çocuğun kaybı tüm toplumun acısıdır’
3179 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.